hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2011 Pazartesi

Sedef hastaları dikkat


Uzmanlar, sedef hastalarının açık renk, pamuklu, bol kesim giysiler seçmesi, parfümsüz temizleyiciler kullanması ve her gün duş alması konusunda uyarıyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Deniz Aksu Arıcan, Zorlu Grand Otel'de düzenlenen Sedef Hastalığı Halkı Bilgilendirme Toplantısında yaptığı konuşmada, sedef hastalığıyla mücadelede stresi yönetebilmenin önemli olduğunu söyledi.

Sedef hastasının yaşam alışkanlıklarını yeniden düzenlemesi gerektiğini vurgulayan Arıcan, sağlıklı beslenme adına sebze ve meyve tüketiminin artırılması, sigara kullanılmaması, alkol tüketiminin sınırlandırılması, tuzdan vazgeçilmesi gerektiğini dile getirdi.

Düzenli fiziksel aktivinin ve kilo kontrolünün hastalıkla mücadelede önemine değinen Arıcan, ''Giyim alışkanlıkları yeniden düzenlenmeli. Açık renk, pamuklu, bol kesimli giysiler seçilmeli ve parfümsüz temizleyiciler kullanılmalı. Daha aktif bir yaşam için her gün duş alınmalı'' diye konuştu.

125 MİLYON KİŞİ SEDEF HASTASI

KTÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yaylı, dünyada 125 milyon kişinin sedef hastası olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

''Hastalık 15-25 yaşlarında başlıyor. Hastalığa bağlı eklem tutulumu ise sıklıkla 30-50 yaşları arasında meydana geliyor. Eklem tutulumunun sedef hastalarında görülme sıklığı yüzde 10-30 civarında. Hastaların yüzde 60'ına göre sedef hastalığı günlük yaşamda önemli bir problem. Kadınlarda ve gençlerde yaşam kalitesi daha da kötü etkileniyor.''

Hastalığın birçok tipi olduğunu, ve kesin tedavisinin halen bulunmadığını anlatan Yaylı, ''Ancak çoğu hastada yakınmalar kontrol altına alınabiliyor. Sedef tanısı koyabilmek için ayrıntılı hastalık öyküsü ve ayrıntılı bir deri muayenesi gereklidir. Sedefte erken tanı çok önemli. Sıklıkla kendiliğinden geçmez. Eklem tutulumu erken tedavi edilmezse kalıcı sorunlar oluşturur'' görüşünü ifade etti.

Virüs avına çıkan Türk

ABD'deki Boston Üniversitesi'nde araştırmalarını sürdüren Prof. Dr. Selim Ünlü, virüslerin tespit edilmesi çalışması ile bilim dünyasında bir yeniliğe imza attı.

'nün yöntemiyle, hastalık tespiti için gereken birçok virüs testi, tek bir kan örneğiyle bir saat içinde sonuç veriyor.

Ünlü Üzerinde birkaç tane patent başvurusu yapılan yöntemle ateşli kanamalı hastalıklardan, AIDS gibi pek çok virüs türü güvenilir şekilde ayırt edilebiliyor, böylece hastalık ilerlemeden tedavide başarı şansının arttırılması hedefleniyor.


AA muhabirine araştırmasına ilişkin bilgi veren Boston Üniversitesi Elektrik ve Bilgisayar ve Bioyemedikal Mühendisliği Bölümleri öğretim üyesi Prof. Dr. Selim Ünlü, son çalışmalarında çok yüksek hassasiyetle virüsleri tespit etme çalışmalarını yürüttüklerini anlattı.

Kanda bulunan ve hastalık yapıcı virüslerin, ışık mikroskobu ile görünmeyecek kadar küçük olduklarını ve ancak elektron mikroskobu altında gözlemlenebileceğini, ancak bunun da geçerli bir yöntem olmadığını anlatan Ünlü, kendilerinin geliştirdiği yöntemle, basit ve ucuz şekilde virüslerin büyüklükleri ve şeklinin tespit edilebildiğini söyledi.

SAMANLIKTA İĞNE ARAMAK GİBİ

Karmaşık yapıdaki kandan virüs tayinlerinin tespitinin ''samanlıkta iğne aramak kadar zor'' olduğuna işaret eden Ünlü, ancak hastalığın tedavisine başlanması için dünya genelinde, hızlı ve güvenilir sonuç veren test arayışının sürdüğünü söyledi.

Amacın hastalığın ilk evresinde tanı koyabilmek olduğunun altını çizen Ünlü, mevcut yöntemlerin ise pahalı aletlerle, her bir hastalık için ayrı ayrı yapılabildiğini belirtti.

Bu nedenle dünyada bir virüs salgını olduğunda pek çok insana test yapılamadığını vurgulayan Boston Üniversitesi Elektrik ve Bilgisayar ve Bioyemedikal Mühendisliği Bölümleri öğretim üyesi Prof. Dr. Ünlü, şöyle konuştu:

''Birçok enfeksiyon hastalığının ilk belirtileri birbirine çok benziyor; örneğin burun akıntısı başlıyor ve ateş...Enfeksiyonun ne olduğuna dair bir tahmininiz varsa, şu andaki tanı koyma yöntemlerine göre, bu hastalığı yapan virüs var mı yok mu diye bakıyorsunuz? Bu yöntemler, bir soru ve bir cevap şeklinde işliyor. Bizim geliştirdiğimiz yöntemde ise 'bu hastada hangi virüs var?' sorusuna cevap arıyoruz. Yöntemimizde virüsleri tek tek görebildiğimiz için çok kolay hastalık tayini yapılabiliyor. Böylelikle, bölgesel salgınlarda en yüksek olasılıklı virüs enfeksiyonlarının hepsini birden test etmek için yöreye özel sensörler geliştirilmesi mümkün olacak. Örneğin Türkiye'de kırım kongo kanamalı ateşi, domuz gribi, kuş gribi gibi aynı anda yaygın olan hastalıkları tek bir test ile tanılandırabilmesi için bizim geliştirmiş olduğumuz gibi çoklu testler son derece önemli olacaktır.''

5 Ekim 2011 Çarşamba

Şeker insanı yaşlandırıyor

Şekerin dişlerde çürüklere neden olduğunu,şişmanlattığını, kısacası sağlıklı olmadığını hepimiz biliyoruz.Peki, cildi yaşlandırdığına ne demeli? Nedeni glikasyon adı verilen ve vücudun kontrol edemediği bir süreç: Şeker molekülleri proteinle birleşerek "advanced glycationen dproducts" adında bir bileşim oluşturuyor. Bilimadamları AGE’nin yanlış alımının ve şeker zengini beslenmenin genel olarak vücut için olumsuz olduğunda birleşiyor. Bu, kalp hastalıkları riskini artırıyor. Ancak aynı zamanda fazla şekerin cilt üzerinde doğrudan bir etkisi olduğu belirtiliyor. Cildin bağ dokusu sertleşerek elastikiyetini kaybediyor ve yüzeyde hızla kırışıklıklar oluşmaya başlıyor.